Kapat

Sorumluluk Sigortaları | Sigorta Hizmetleri | Faruk Çil| Antalya sigorta expertiz Faruk Çil

Sorumluluk Sigortaları
Sorumluluk Sigortaları

Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin, üçüncü kişilerin sorumluluk hükümlerine istinat eden tazminat talepleri sebebiyle malvarlığında meydana gelen yükleri (olumsuz değişmeleri) ortadan kaldırmaya yönelik bir sigorta nev'idir. İşte sorumluluk sigortasının, sigorta ettirenin malvarlığında meydana gelen kayıpları denkleştirme görevi, onun zarar sigortası olarak kabulünü gerektirmektedir.

Bununla birlikte, bu tespite rağmen, sorumluluk sigortasının, zarar sigortasının, zarar sigortasının olağan bir örneği olduğunu söylemek tam doğru bir düşünce olmaz. Zira, sorumluluk sigortacısının himaye yükümü, diğer zarar sigortası türlerinde olduğu gibi (örneğin, yangın, hırsızlık sigortası) sigorta ettirenin malvarlığında meydana gelmiş gerçek (efektif) azalmanın giderilmesiyle sınırlı değildir.

Sorumluluk sigortasında sigortacı, sigorta ettirenin malvarlığında bir azalmanın meydana gelmesini önleyici faaliyetlerde de bulunmaktadır. Demek ki, sorumluluk sigortası, yalnız, sigorta ettirenin mağdura ödemek zorunda olduğu meblağların tedariki ile ilgili değildir. Bu sigortalarda, sigortacının, üçüncü kişinin haksız taleplerini bertaraf etme yükümlülüğü de söz konusu olmaktadır.

Sorumluluk sigortasının sağladığı himayenin kendine özgü niteliği, doktrinde, onu sigorta tasnifleri içerisindeki yerinin belirlenmesinde ihtilafların doğmasına; hatta, onun sigorta tasnifleri içerisindeki yerinin belirlenmesinde ihtilafların ileri sürülmesine dahi sebep olmuştur. Nitekim, Alman Hukukçu Georgi'ye göre, sorumluluk sigortası, bir hukuki himaye sigortası türüdür. Zira, bu yazara göre, sorumluluk sigortasının asli fonksiyonu, sigorta ettirene hukuki himaye sağlamasıdır.

Bir başka deyişle, sorumluluk sigortasında, sigortacının asli edimi, üçüncü kişi mağdurun sigorta ettirene karşı olan girişimlerini etkisiz kılmaktadır. Sigortacının mağdurun tazminat talebiyle ilgili girişimlerini savuşturma faaliyeti, sigorta ettirenleri, sorumluluk sigortası mukavelesi akdetmeye sevk eden ana saiktir; çünkü, sigorta ettirenler, sorumluluk sigortası yaptırmakla, ilk planda üçüncü kişi mağdurların, avukat aracılığıyla ya da avukatların hukuki mütelaaları doğrultusunda bizzat talepte bulunmalarına karşı himaye isterler. Zira, onlar, tazminat ödemeyi, hem kendi şahsiyetlerine hem de mesleki yaşamlarına sürülen kara bir leke olarak görürler.

İşte sorumluluk sigortası yapan sigortacıların ana görevi, üçüncü kişilerin tazminat girişimlerinin önleyerek, sigorta ettirenin tazminat yükümlülüğünden kurtulmasını sağlamak ve böylece kara lekenin alınlarına sürülmesine mani olmaktan ibarettir. Sorumluluk sigortacısının tazminat edimi ise, ancak, üçüncü kişinin girişimleri muvaffakiyetle sonuçlanırsa yerine getirilebilecek bir yükümlülüktür. Netice olarak, sorumluluk sigortacısının asli edimi olan hukuki himaye sağlama yükümlülüğü, herkesin iddia ettiğinin tersine sigortacının değil, sigorta ettirenin lehinedir ve de sigorta ettirenin prim ödeme yükümlülüğünün karşılığını teşkil etmektedir.

Bu şekilde bir edim yükümlülüğü ise, zarar sigortalarının kapsamında yer almamaktadır. Bununla birlikte, sorumluluk sigortası, bir zarar sigortası türü olarak kabul edilemez. Sorumluluk sigortası, asli amacı, üçüncü kişinin sorumluluk hükümlerine istinat eden tazminat taleplerinin savuşturulmasından ibaret bir hukuki himaye sigortasıdır.

Alman Hukukçu Georgi'nin bu görüşünü, sorumluluk sigortasının tarihi gelişimi çürütmektedir. Çünkü sorumluluk sigortasına ilişkin ilk genel şartlara ve sigorta şirketlerinin uygulamalarına bakıldığında, sorumluluk sigortasının zarar sigortası şeklinde anlaşıldığı ve işletildiği görülecektir. Türk Ticaret Kanunu açısından, hukuki himaye edimini içermeyen bir sorumluluk sigortası mukavelesinin akdedilmesi caizdir. Doktrinde, Georgi'nin görüşünün tam aksine, sorumluluk sigortasında hukuki himaye ediminin, akdin tipini belirleyen asli edim yükümü olmadığı fikri de savunulmuştur. Önceleri hakim görüş durumuna yükselen; fakat, günümüzde artık pek de taraftar bulunmayan bu fikre nazaran, hukuki himaye edimi, asli edim yükümlüğü değil, bir kurtarma tedbiri, yani yan bir yükümdür.

Sorumluluk sigortalarında, hasarın tesviyesinin doğrudan doğruya sigortacı ile üçüncü kişi arasında gerçekleşmesi, onun zarar sigortası mahiyetine bir engel teşkil etmemektedir. Zira, üçüncü kişi mağdura tazminatın ödenmesi, onun (mağdurun) zarar ve ziyan talebinin tatminine yönelik olmakla birlikte; haddi zatında sigorta ettirenin malvarlığına ilişkin zararın giderilmesini amaçlayan bir edimdir. Ayrıca, zarar sigortalarının, sigorta ettirenin gerçekten uğradığı zararın tazmin edilmesi amacına, hasarın tesviyesinin, doğrudan doğruya sigortacıyla mağdur arasında cereyan etmesi durumunda daha kolay ulaşabileceği hususu da gözden kaçırılmamalıdır.

Sorumluluk sigortalarını farklı açılardan değişik ayrımlara tabi tutmak mümkündür. Sorumluluk sigortaları bakımından yapılan temel tasniflemelerden birisi sigorta ettirenin, bu sözleşmeyi yapıp yapmamakta tamamen serbest olduğu ihtiyari sorumluluk sigortası ile sigorta ettirenin sözleşmeyi yapmak mecburiyetinde bulunduğu zorunlu sorumluluk sigortası ayrımı şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Bir başka açıdan sorumluluk sigortaları şu şekilde tasnife tabi tutulmaktadır: Bazı sorumluluk sigortalarında, zarara maruz kalacak şahıs bilinmekteyken, başka bir kısım sorumluluk sigortalarında ise zarara uğrayacak kişileri ve sigorta ettirenin mal varlığında meydana gelmesi muhtemel eksilme miktarını önceden tespit etmeye imkan yoktur. Bozer'in verdiği örnekte belirttiği üzere kiracının, oturmakta olduğu evi, ev sahibinin tazminat istemlerine karşı sigortalaması halinde ya da mülga 6762 sayılı TTK'nun 1269. maddesinde düzenlendiği üzere herhangi bir malın muhafazasından dolayı mal sahibine karşı sorumlu olan kişilerin sorumluluklarını güvence altına aldıkları hallerde olduğu gibi bazı sorumluluk sigortalarında zarara maruz kalacak şahıs bilinmekte ve ayrıca bu tür sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren için bahse konu menfaat değeri de saptanabilmektedir. Bu tür sorumluluk sigortalarında; sigorta bedelinin sigorta değerine eşit olması ve bu eşitliğin bozulması sonucu ortaya çıkan aşkın sigorta, eksik sigorta (menfaat değeri altında sigorta) ve çifte sigorta gibi müesseseler ile sigorta ettirenin menfaat ilgisi, tazminat esası ve halefiyet ilkesi de söz konusu olabilmektedir. Öte yandan, çevre sorumluluk sigortası, ürün sorumluluk sigortası, mesleki sorumluluk sigortası gibi bir çok sigorta türünde zarara uğrayacak kişiler ve bunların maruz kaldıkları zarar miktarı önceden bilinememektedir. Bu tür sigortalar da mal sigortaları kapsamında yer almakla beraber; mal sigortalarına ilişkin her hususun (sigorta bedeli sigorta değeri eşitliği, halefiyet ilkesi gibi) bu tür sigortalara ne derece uygulanabilir olduğunu değerlendirmek gerekir.

Özel Sigortalar hakkında yapılan ve pratik açıdan da önemli olan bir diğer tasnif ise, Sigortalanan riskin malvarlığını ve şahıs varlığını tehdit etmesi esas alınır ve bu tasnifte \\\\\\\"şahısvarlığı değerleri dışındaki değerlere (malvarlığı değerlerine) ilişkin sigorta\\\\\\\" türleri karşımıza çıkar. Şahıs sigortası diye de tesmiye olunan şahısvarlığı değerlerine ilişkin sigortada, sigortalanan risk bu sigorta türünün adından da istidlal olunduğu üzere, sigortalının hayatı, sağlığı, vücut tamlığı gibi onun şahısvarlığına ilişkin değerleri tehdit eder. Şahısvarlığı dışındaki değerlere ilişkin sigortada ise, sigortalanan risk sigortalının şahısvarlığına değil; malvarlığını tehdit eder.

Şahısvarlığı değerlerine ilişkin sigorta- şahısvarlığı dışındaki değerlere ilişkin sigorta ayırımının bir yerde tamamlayıcı olan \\\\\\\"meblağ sigortası-zarar sigortası ayrımfnda ise, kriter olarak sigortacı tarafından yapılan ödemenin, uğranılan somut bir zararın karşılığı olup olmadığı esas alınır. Sigorta sözleşmesinde öngörülen riskin gerçekleşmesi halinde, sigortalının bu yüzden uğradığı zarar hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, doğrudan doğruya sigorta sözleşmesinde kararlaştırılan sigorta bedelinin ödendiği sigorta türlerine, \\\\\\\"meblağ sigortası\\\\\\\" adı verilir. Meblağ sigortası olarak yapılan sigorta türlerinin başında, sigortalının sağlığını veya vücut tamamiyetini bozan bir kazaya uğraması yahut ölümü veya belli bir meblağın ödenmesinin öngörüldüğü can sigortaları gelir. Can sigortalarında sigortalanan husus, sigortalının hayatı, vücut tamlığı veya sağlığı gibi onun onun şahısvarlığına ait değerlerdir. Bu değerlerin objektif bir şekilde ölçülmesi ve dolayısıyla risk gerçekleştiğinde sigorta himayesinden istifade eden kişinin ne kadar zarara uğradığının parasal olarak kesin surette tesbiti mümkün değildir. Bu yüzden, can sigortalarında risk gerçekleştiğinde uğranılan zarar hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, sigortadan istifade eden kişiye doğrudan doğruya sözleşmedeki sigorta bedelinin ödenmesi esası benimsenmiştir. Yani, meblağ sigortası olarak uygulanan can sigortalarında sigortanın bir zenginleşme aracı teşkil edip etmediği araştırılmaz.

Sigorta himayesinden istifade eden kişiye, risk gerçekleştiğinde sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinin değil de; sigorta bedelinin sınırları içerisinde kalmak şartıyla sadece onun somut olarak uğramış olduğu zarara tekabül eden miktarın tazminat olarak ödendiği sigorta türleri ise, zarar sigortası diye tesmiye olunur. Zarar sigortasında, sigortacının sigorta sözleşmesi ile üstlendiği riskin gerçekleşmesi halinde, sigortalıya ödeyeceği tazminatın miktarının, sigortalının somut olarak uğradığı zarara göre tayin edilmesi, bu sigorta türünü meblağ sigortalarından ayıran en önemli özelliğidir. Yani, zarar sigortalarında sigortalı, sigorta tazminatı olarak sadece uğradığı zarara tekabül eden miktarı sigorta şirketinden talep edebilir.

Görüldüğü gibi, ahlaki (etik) bir yönü de bulunan sigortanın bir zenginleşme aracı olarak kullanılmamasına dair kural (Zenginleşme Yasağı), zarar sigortalarında katı olarak tatbik olunmaktadır.

Zarar sigortası ile teminat altına alınan zararlar, sigortalının malvarlığının aktif kısmında azalma veya artışın engellenmesi ya da pasif kısmının artması şeklinde ortaya çıkar. Bu yüzden, zarar sigortaları sigorta zararının sigortalının malvarlığının aktif veya pasif kısmında gerçekleşmesine göre de \\\\\\\"aktif sigortası\\\\\\\" ve \\\\\\\"pasif sigortası\\\\\\\" olmak üzere ikiye ayrılır.

Aktif sigortalarının da sigorta sözleşmesinin konusunu oluşturan malvarlığının aktif kısmındaki değerin nev'ine göre; \\\\\\\"mal sigortası\\\\\\\", \\\\\\\"alacak sigortası\\\\\\\", \\\\\\\"malvarlığına girmesi muhtemel değerlerin sigortası (kazanç sigortası)\\\\\\\" gibi değişik türleri mevcuttur.

Bir kimsenin malvarlığının pasif kısmındaki artışlar da, onun zarara uğraması neticesini doğurur. Bu tür zararlara karşı sigorta himayesi ise, zarar sigortalarının diğer türü olan pasif sigortası ile sağlanır. Buna göre, pasif sigortasının konusunu, sigortalının malvarlığının pasif kısmındaki artışlar teşkil eder.

Malvarlığının pasif kısmında bir artış şeklinde ortaya çıkan zararlar içerisinde sigorta hukuku tarafından himaye altına alınmış olanlar, bazı yapılması zorunlu masraflar ile borçlardır. Bu yüzden, pasif sigortalarının \\\\\\\"zorunlu bazı masraflara karşı sigorta\\\\\\\" ve \\\\\\\"borç sigorta\\\\\\\" olmak üzere iki ana türe ayrılması mümkündür.

Pasif sigortası türlerinden borç sigortasında, bir borçtan doğacak olan sorumluluk teminat altına alınır. Bu yüzden, borç sigortası, sorumluluk sigortası olarak da anılır.